İletişimHaber GönderHaber Gönder
Newada - Ssre

 Ana SayfaForumİndirİzleGaleriEtkinliklerRöportajHaber
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Almanya'dan İthal Gerçek Hip Hop (Dream) (2 kişi inceliyor) (2) Ziyaretçi
_GEN_GOTOBOTTOM Bu başlığı beğenen üye sayısı: 0
BAŞLIK: Almanya'dan İthal Gerçek Hip Hop (Dream)
#2709
depresy10 (Kullanıcı)
Kıdemli Üye
Toplam Mesajı: 126
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Almanya'dan İthal Gerçek Hip Hop (Dream) 6 ay, 2 hafta önce Başarı: 7  
Almanya'dan İthal Gerçek Hip Hop! (Dream)
Bektaş ve Sırtlan - Almanya’dan İthal Gerçek Hip Hop! (Dream)

Birçoğumuz için rap müzik en son Kriss Kross’ta kaldı. Ters giyilmiş jeanleriyle dönemin modasıydılar. Öncesinde saçlarını Vanilla Ice gibi yapanlar az mıydı? Ya da “You Can’t Touch This” az mı dolandı dilimize, az mı konu oldu esprilere?

Hepsi geride kaldı ve Türkiye için rap müzik kısacık bir dönemde moda olup unutuldu. Arada küçük gruplar kaldı bol pantolonları ve kaykaylarıyla. Boş duvarları güzelleştiren graffiticiler
İse bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıdaydı! Ama geçtiğimiz yıldan beri bir hareket var, şu nefes almadan yapılan müzikte. Hip hop geri geldi. Ama onun da içini boşaltmak, onu da aslından uzaklaştırmak için her yol denendi. Reklamlar, diziler, düetler, klasik laf dalaşları… Neyse ki, Almanya’dan Bektaş ve Sırtlan yetişti imdadımıza! Evet daha bir çok isim var şu aralar ekranlarda, radyolarda bizi hip hop’a ısındıran ama arada Bektaş ve Sırtlan’ı kaçırdıysanız henüz hiçbir şey dinlemediniz demek olur bu!

Bektaş ve Sırtlan’ın farkı yıllardır bu müzikle haşır neşir olmaları ve Almanya’da da tanınan hip hopçular olmaları. Albümleri önce bir mektup tanıtımı olarak geldi: “Satırlarımıza başlamadan”… Sonra izleyenlerin gözlerini yaşartan bir klip. Yusuf Pirhasan’ın mucizelerinden biri olan klipte “kahramanlarımız” cezaevindeki bir arkadaşlarına mektup yazıyorlar. Tuğba Barsu’nun da eşlik ettiği şarkı sadece klip ve müzikle değil, sözleriyle de vurucu olunca albümün tamamında bu hava mı var sorusu ortaya çıktı. Böyle düşündüyseniz fazlaca yanıldınız!

‘İki Adım Öne At’, ‘Tomar Bey’ ve ‘Elveda’ şarkıları, dinleyeni gülmekten kırıp geçiriyor!
En yakın zamanda Fatih Akın’ın filmlerinde de kullanılabilecek şarkılar bunlar. Ya da şöyle her şeyin aksi gittiği bir günde müzik çalarımıza takacağınız, sizi stresten arındıracak şarkılar!

Berlin’de yaşıyorlar ve Almanya’da oldukça tanınıyorlar. “Satırlarımıza Başlamadan” albümü, sadece sıkı hip hopçuları değil, müzikle alakalı herkesi cezp edecek güçte. Bektaş ve Sırtlan, hip hop kültürünü ve rap camiasına nasıl baktıklarını anlattı.

Yurtdışından yaşayan Türkler daha çok Türkçe müziğe, hatta arabeske yönelirken sizin rap’e yönelmeniz nasıl oldu?

Sırtlan: 1995’de Cartel’i dinleyerek bu müzikle ilgilenmeye başladım ben. Hayatımın dönüm noktası oldu. Onların benim dertlerimi bir şekilde dile getirdiklerine inandım. Onlar da Almanya’da yaşayan kişiler oldukları ve aynı şeyleri yaşadığımız için müzikleri, anlattıkları bana da hitap etti. Dolayısıyla ben de rap’e yöneldim.

Bektaş: Ben 1984’te breakdance’in Almanya’ya gelmesiyle birlikte hip hop’la tanıştım. O zamanlar breakdance hip hop mudur, bunun arasında rap de mi vardır, rap de onun bir bölümü müdür gibi konularda bilgim yoktu. Zaten birçok müzik akımı vardı o yıllarda. Ska vardı, heavy metal vardı. En çok benimsediğim hip hop oldu. Sonuçta söz yazmak, müzik yapmak yanında grafiti, dans da bu müziğin bir parçası ve kendimi en iyi bu müzikle ifade edebileceğime inandım.

Sizin bir araya gelmeniz bir stüdyoda tanışmanızla olmuş galiba…

Sırtlan: Evet. Zaten Berlin’de yaşayan ve Türkçe rap yapan bir avuç insan var.

Bektaş: Birbirinizi tanıma fırsatı buluyorsunuz mutlaka!

Peki Alman’ların müziğinize tepkisi ne oldu? Türk olmanızdan kaynaklanan sorunlar yaşadınız mı hayatınızda?

Sırtlan: Almanlar, Türklerle çok iç içe olsalar da Türkçe ancak birkaç kelime biliyorlar. Ben
Almanya’da elliden fazla yerde sahneye çıktım. Tepkiler iyi. Sözleri anlamasalar da müzik onlara hitap ediyor, eğleniyorlar somurtup bakmıyorlar. Ama sonuçta anlamadıkları için “bu iyi”, “bu kötü” diyemiyorlar tam olarak. 2002’de Ankara’da bir rock kitlesi önünde konser vermiştim. Onlar geriye çekildiler, hareket yaptılar. Almanların bize vermediği tepkiyi kendi vatandaşımızdan aldık. Sözleri anladıkları halde! Almanlar anlamadıkları halde destekliyorlar.

Bektaş: Benim Almanca projelerimde var. “Harikalar Diyarındaki Aliler” diye bir albüm yapmıştım. Bu albümün konserinde Türkçe şarkılar da söylemiştim ve çok sevilmişti. Almanya’nın küçük bir köyü vardır. Dazlaklar tarafından yabancılara, Türklere ilk saldırının yapıldığı köy burası. Orada konser verdik ve hiçbir yerde görmediğim ilgili orada gördüm ben! 300 euro’luk ceketlerine, pantolonlarına imza attıranlar falan vardı. Böyle bir yerde Türkçe şarkıların olduğu bir konser veriyorsunuz ve böyle bir ilgiyle karşılaşıyorsunuz!

Bektaş und Sırtlan! “ Alman, öğretmen bir arkadaşımız var. İntro diye bir dergide de yazıyor. Bizi de çok destekler. Türkçe bilmese de müziğimizi çok seviyor. Köln’de sadece Türklerin yaşadığı bir cadde var. Geçenlerde albümü arabada teybe takmış, o caddeye gitmiş. 3,4 kez turlamış o caddeyi, müziğin sesini ve camları açarak. Herkes bakmış tabii! Dükkanlara girip “Bektaş ve Sırtlan CD’si var mı” diye sormuş. Bektaş und Sırtlan da demiyor Almanca olarak. Direkt Türkçe adımızla soruyor. Çok hoşumuza gidiyor böyle desteklenmek!”

Hip Hop, tamamen ayrı bir kültür ve Afro Amerikanların başlattığı bir akım olduğu için de isyankar bir yanı, birlik olma duygusu var. Sizinde sevilmenizin nedeni bu olabilir mi ?

Bektaş: Türkiye’de sözde rekabet oluşturuluyor. Başkalarıyla kıyaslanıyorsunuz hemen. Halbuki piyasa zaten 3,4 kişiden ibaret. Daha piyasası bile oluşmamış, ama bir rekabet oluşturuluyor! Rap olduğu içinde böyle bir şey var. Dünyada aslında en çok satan müzik türü rap. Türkiye’de böyle olmadığı için asıl burada birbirimizi desteklememiz gerekiyor.

Siz, Türkiye’de rap müziğin gelişmesi için özel bir proje yapmak ister miydiniz?

Bektaş: Biz zaten ilk adımı attık. “Satırlarımıza Başlamadan” diye bir albüm yaptık. Devamı da gelecektir. Albüm dışında bir projemiz yok şimdilik ama hip hop, medya tarafından da gazlanıyor. Reklamlar da grafiti çizen çocuklar kullanılıyor mesela. Breakdance yapan gençler var. Bu güzel ama kullanılıyor, trend oldu gibi de bir his bırakıyor. Cidd anlamda medya tarafından rapçiler desteklenecektir, gerçek rekabet ve dolasıyla kalite de artacaktır. Underground’da desteklenmiyorlar ve kalite sorunu yaşanıyor.

Sırtlan: Burada kalite sorunu %100. Biz hepsini dinleyemiyoruz tabii ki. Belirli bir kitle tarafından beğenildiğimiz zaman kendini geliştirme ihtiyacı duymuyorsunuz, yerinizde sayıyorsunuz. Halbuki çok daha fazla insana hitap edebilirsiniz. Türkiye’de buna çok önem verilmiyor sanki.


Alman dinleyicilerle Türk dinleyiciler arasında sizin gördüğünüz farklar nedir?

Bektaş: Fan’sanız, Türkiye’de koyu fan’sınız. Yeni bir rap müzisyeni çıktığı zaman ona hemen çamur atıyorsunuz. Böyle olmamalı bu. Ben DMX’i de sevebilirim ama aynı zamanda Eminem’i de dinleyebilirim. Birisinin hayranıyım diye diğerlerini kötülemek yanlış bir şey.

Sırtlan: Orada kitleler çoğunlukta. Orada sadece underground’u destekleyenlerin sayısı çok fazla. Bu müziği benimsemişler. Türkiye’de bu sayı çok az. Almanya’daki dinleyici, yeniliğe açık insanlar.

Bektaş: Almanya’da iki rapçi birbiriyle kapıştıkları zaman bu dinleyicilerini bağlamıyor. İkisini de dinleyebiliyorlar. O kapışmanın içine girmiyorlar.

Sırtlan: Almanya’da rap dinleyen biri çıkıp da “ben tehcno ya da heavy metal dinliyorum” demez. Dinlese bile demez. Burada öyle değil. Ama buradaki dinleyicinin de yurt dışındaki rap dinleyicileri gibi olması için daha zaman var. En azından bir 10 – 15 senesi var. Hemen olacak bir olay değil bu. Zaten bu tamamen dinleyicilerin sorunu değil. Müziği yapanlarında sorunu.

Bektaş: Bir de tabii yaş farkı var. Burada, genelde küçükler rap müziği dinliyorlar. Üniversiteliler daha çok rock dinliyor. Almanya’da 30 – 35 yaşında yada daha büyük olanlarda var bu müziği dinleyen. Yıllardır da bu müziği takip eden kişiler bunlar. Amerika’da 45 yaşında rapçiler var ve hala albüm yapıyor adamlar. Seviliyorlar da. Türkiye’de aslında hip hop müziğe çok yatkın bir ülke. Yaşam tarzı olarak da, ama bu görülmüyor henüz.
 
Bağlı Bağlı  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
_GEN_GOTOTOP
Gönderileri Masaüstünüze Alın
 
 

 GünceYardımSözlükKullanım KoşullarıHakkımızda