İletişimHaber GönderHaber Gönder
Newada - Ssre

 Ana SayfaForumİndirİzleGaleriEtkinliklerRöportajHaber
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Günün Önemli Haberleri (1 kişi inceliyor) (1) Misafir
_GEN_GOTOBOTTOM Bu başlığı beğenen üye sayısı: 0
BAŞLIK: Günün Önemli Haberleri
#1175
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Günün Önemli Haberleri 10 ay önce Başarı: 10  
19.01.2008

Yeni Soğuk Savaş
İngiltere-Rusya ilişkilerinde Litvinenko cinayetiyle başlayan gerginlik krize dönüştü. Moskova'nın British Council'ı yasaklamasına misilleme olarak Londra da Moskova'yla anti-terör işbirliğini askıya aldı.

Rus-İngiliz ilişkilerinde bir cinayetle başlayan, diplomatların sınır dışı edilmesiyle adım adım tırmanan gerginlik, yeni iddialar, suçlamalar ve sert açıklamalarla "Soğuk Savaş" yıllarını anımsatan bir krize dönüştü.
Eski KGB ajanı Aleksandr Litvinenko'nun 2006 yılında Londra'da zehirlenerek öldürülmesiyle başlayan, İngiltere'nin cinayetten Rusya'yı sorumlu tutması ve katil zanlısının iadesini istemesi, ancak ret yanıtı almasıyla sürekli yeni bir boyut kazanan sinir savaşı ilişkileri kopma noktasına getirdi.
Diplomatik krizin dün geldiği noktada Londra Moskova'yı, "büyük bir devlete yakışmayacak şekilde davranmak"la suçladı ve misilleme olarak Rusya Federal Güvenlik Servisi ( FSB ) ile işbirliğini askıya aldı. Avrupa Birliği (A, gerginlikte İngiltere'nin yanında olduğunu gösteren açıklamalar yaptı.
Krizi tırmandıran son gelişme, Rusya'nın St. Petersburg ve Yekaterinburg kentlerinde faaliyet gösteren "British Council" temsilciliklerinin Rus yetkililerin baskıları sonucu kapatılması oldu. İngiltere, kültür alanında faaliyet gösteren temsilciliklerin vergi dairesine kayıtlanmadığı gerekçesiyle 2 Ocak'a kadar kapatılması uyarısına önce uymak istemedi. Ancak, Rus güvenlik yetkililerinin temsilciliklerde çalışan İngiliz ve Rus personele karşı taciz ve yıldırma taktikleri kullanması üzerine pes etti ve temsilcilikleri kapattı.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, Rus güvenlik yetkililerinin sorguya çektikleri yerel personele evlerinde hangi hayvanları beslediklerine kadar sorular sorarak baskı yaptığını söyledi ve "Benzer davranışları en son 'Soğuk Savaş' sırasında görmüş ve bir daha tekrarlanmayacağını sanmıştık, ama yanılmışız" dedi. Rusya'nın büyük bir devlete yakışmayan şekilde davrandığını savunan Miliband, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'un, British Council'la ilgili sorunun perde arkasında Litvinenko olayının yattığını gizlemediğini söyledi.
Moskova'daki İngiliz Büyükelçisi Tony Brenton, terörle mücadele alanında FSB ile işbirliğini askıya aldıklarını, ancak diğer Rus kuruluşlarıyla çalışmaya devam edeceklerini açıkladı. Rus yetkililer ise krizin çözülebilmesi için İngiltere'nin tutumunu yumuşatmasını istedi.


Sigara Yasağı
Okul, dershane ve kursların açık alanları ile lokanta, kahvehane, kafeterya ve birahane gibi yerlerde sigara içimini yasaklayan ''5727 Sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişlik Yapılması Hakkında Kanun'' Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Kanun, bugünden itibaren 4 ay sonra yürürlüğe girecek. Lokanta, kahvehane, kafeterya gibi yerlerdeki sigara yasağının uygulanması ise 18 ay sonra başlayacak.


Türban Tartışmaları
Yargıtay Başsavcılığı'nın ardından Danıştay da bildiri yayınladı ve yükseköğretim kurumlarında türbanın serbest bırakılmasının bununla sınırlı kalmayacağını ve toplumsal barışı zedeleyeceğini belirtti. Danıştay Başkanlar Kurulu, anayasanın laiklik ilkesine aykırı düzenlemelerin Cumhuriyet'in kazanımlarını yok edeceğini vurguladı. Dün toplanan Danıştay Başkanlar Kurulu bildirisinde; "Anayasal bir kurum ve yüksek yargı organı olmanın sorumluluğu ile bu açıklamanın yapıldığı" belirtildi ve şöyle denildi: "Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu dört nitelik, Cumhuriyet'in değiştirilemeyecek, değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek anayasal temel hükümleridir. Hukukun evrensel ilke ve kurallarını yaşama geçirmeyi amaç edinen devletler, kişi hak ve özgürlükleri konusunda yargısal denetim yapan ulusal ve uluslararası yargı organlarının kararlarını göz ardı etmemeli, bu kararları bertaraf edici anayasal ve yasal düzenleme yapmaktan kaçınmalıdır."
"Kaygıyla İzlenmektedir"
Danıştay Başkanlar Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de üniversitelerin dini simgeleri yasaklama hakkı bulunduğunu belirttiğini hatırlattıktan sonra şöyle dedi: "Hukuk devletinin şartlarından en önemlisi olan kuvvetler ayrılığı ilkesine göre anayasamızda, yasama ile yürütme organları ve idarenin, yargı kararlarına uymak zorunda olduğu ve bunları ortadan kaldırıcı düzenleme yapamayacakları açıkça belirlenmiştir. Bu nedenle, yeni düzenlemeler yapılırken anayasamızın temel ve değişmez ilkelerine ve yargı kararlarına uygun davranılmaması, bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin kazanımlarına aykırı olacağı gibi, söz konusu girişimlerin eğitim kurumları ile sınırlı kalmayacağı ve sonuçta toplumsal barışı da zedeleyeceği kaygı ile izlenmektedir."
 
Bağlı Bağlı  
 
Son Düzenleme: 19/01/2008 14:22 Düzenleyen: Sebla_aaa.
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1180
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Günün Önemli Haberleri 10 ay önce Başarı: 10  
20.01.2008

'Sen kim oluyorsun otur oturduğun yerde'
Yargıtay ve Danıştay'a "Herkes konumunu bilsin" çağrısı yapan Başbakan ismini vermediği rektöre "Darbe çağrısı yapıyor. Kimsin sen ya?" diye seslendi..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, türban konusunda Yargıtay ve Danıştay'ın yaptıkları çıkışlara sert tepki göstererek, "Bu ülkede eğer kuvvetler ayrılığı varsa, herkes konumunu iyi bilmeli. Herkes yerini, konumunu iyi bilsin. Kimse yasama ve yürütme organının üstünde kendini bulamaz, göremez" dedi. Erdoğan, "Bir rektör çıkıp 'darbe' çağrısı yapıyor. Kimsin sen ya? Orduya akıl verme" diye konuştu.

'Partilere Baskı Yapmayın'
Ümraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda düzenlenen AKP Ümraniye Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi'ne katılan Başbakan Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ve Danıştay'ın türban konusundaki son uyarılarına sert tepki gösterdi. "Bu ülkede kuvvetler ayrılığı varsa, herkes konumunu iyi bilmeli" diyen Erdoğan sözlerin şöyle sürdürdü: Yasama, yürütme, yargı erki birbirine müdahale etmeyecekse, herkes yerini konumunu iyi bilsin. Kimse yasama veya yürütme organının üstünde kendini bulamaz, göremez. Yargı makamı ihsası rey (Dava önüne gelmeden davayla ilgili kararı açıklamak) makamı değil, onlar da makamlarının gereğini Anayasanın tayin ettiği şartlar içerisinde yapmaya mecburdur. Siyasi partileri baskı altına almaya kimse gayret etmesin." Konuşmasında ismini vermediği bir rektöre seslenen Erdoğan "Bir rektör çıkıp 'darbe' çağrısı yapıyor. Kimsin sen ya? Otur oturduğun yerde. Orduya akıl verme, ordu ne yapacağını senden iyi bilir" dedi. Köşe yazarlarına da sert çıkan Erdoğan, "Bazı köşe yazarları 'AKP yüzde 47 ile şımardı' diyor. Bizim gösterdiğimiz tevazuyu sizler gösterebilseydiniz ey kalemşörler ülke bu noktaya gelmezdi" dedi. Erdoğan, sözlerini "Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri" sözleriyle tamamladı.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1439
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Dünya Krizi Kapıda 10 ay önce Başarı: 10  
25.01.2008

Dünya Krize Giderken Biz Türban Tartışıyoruz
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Dünya bir krize doğru hızla ilerliyor. Dolayısıyla bütün enerjimizi ekonomiye yoğunlaştırmamız gerekirken, türban konusunu gündemin birinci maddesi haline getirdik" dedi
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Dünya bir krize doğru hızla ilerliyor ve 2008 Türkiye için çok zorlu bir yıl olacak gibi görünüyor. Dolayısıyla bütün enerjimizi ekonomiye yoğunlaştırmalıyız. Ancak bir süredir aslında çok daha rahat bir zamanda tartışmamız gereken bir konuyu, türban konusunu, gündemin birinci maddesi haline getirdik" dedi.
TÜSİAD'ın Olağan Genel Kurul toplantısı dün Siwssotel'de gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında konuşan Dernek Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, dünya mali piyasalarındaki dalgalanma dolayısıyla alınan önlemler için geç kalınmış olma ihtimalinin tartışıldığını, 2008'de Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin finansal piyasalarından kaynaklanan sıkıntının dünya ekonomisini olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz görüldüğünü söyledi.
"Ekonomiden gelen sinyaller çok olumlu değil. Büyüme hızımız önemli ölçüde yavaşladı, enflasyon nispeten hız kazandı, genel işsizlik oranı artmaya basladı, kamu maliyesinde disiplin zedelendi, cari açık sorunu büyürerek devam etti. Yaklaşan küresel dalgaya, maalesef bu bilançoyla giriyoruz" diyen Yalçındağ, böyle bir zamanda Türkiye'nin türban tartışması yaptığına dikkat çekti. Yalçındağ, tam da böyle bir dönemde Türkiye'nin türban gündemi tartıştığını ifade etti. Yalçındağ, şöyle dedi:
"Dünya bir krize doğru hızla ilerliyor ve 2008 Türkiye için çok zorlu bir yıl olacak gibi görünüyor. Bütün enerjimizi bu konuya yoğunlaştırmalıyız.
Ancak bir süredir aslında çok daha rahat bir zamanda tartışmamız gereken bir konuyu, türban konusunu, gündemin birinci maddesi haline getirdik.
Ortada bir sıkıntı olduğu muhakkak. Ama bu sıkıntı bugün tartışılandan daha geniş boyutlara sahip.
Evet, bir yanda başını örttüğü için eğitim sürecinde zorluk çeken genç kızlarımız var. Diğer yanda, 15 yaşında istemediği halde zorla kapatılanlar da, birkaç yıl sonra çevre baskısıyla başını örtmek zorunda kalmaktan korkanlar da var. Ayrıca inanın kadınlarımızın tek sorunu da bu değil.
Ülkemizde kadınlarımızın birçoğu çok daha ağır, çok daha derin sorunlarla mücadele ediyor. Toplumsal hayatta eşitsizlik, eğitimsizlik, istihdama katılma zorluğu, aile içi şiddet, belirli yörelerdeki ağır töre baskısı gibi vahim sorunlar..."

Gündem Değişmezse Dalga Bizi Sürükler
Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın konuşmasında verdiği diğer mesajlar şöyle:
"Türkiye'yi bir refah toplumuna dönüştürmek ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek verebilmek için temel ekonomik ve sosyal sorunlarımızı öne almalı, gündemimizi dünyada ki gelişmelere uygun hale getirmeliyiz. Aksi halde küresel dalga, yaşam biçimimize bakmaksızın hepimizi önüne katıp sürükleyebilir. Türkiye'nin gündemi, toplumuna refah ve huzurun yollarını açmaktır. Birlik içinde atılım yapmak istiyorsak, tüm toplumun ortak çıkarlarını temsil eden bu gündeme odaklanmalıyız. "

''Önümüzde yerel seçimler var, kamu maliyesi daha fazla bozabilir''"2008 bize kolaylıklar vaat etmiyor. Büyümedeki yavaşlama eğilimini 2008 yılında, tersine çevirecek bir işaret, ortada gözükmüyor. Üstelik yaklaşan yerel seçimlerin etkisiyle kamu maliyesinin daha da bozulma riski ortaya çıkıyor. Küresel çalkantı sonucu beklenen, global talepteki yavaşlamanın dış ticaret açığını hem miktar hem de değer olarak olumsuz etkileyeceği tahmin ediliyor.. Dış kaynak girişindeki azalma da buna eklendiğinde, ülkemizde büyümenin ve cari açığın finansmanının daha zor şartlarda gerçekleşmesi ihtimali artıyor.
2008'de öncelikle makroekonomik istikrarı koruyacak politikalara devam etmeli, mali disiplini yeniden tesis etmeliyiz.
Ayrıca ekonomide dengeyi sağlarken eşzamanlı olarak küresel rekabet hedefimizin gerektirdiği yapısal reform sürecini de başlatmalıyız. Burada sihirli sözcük beklenti yönetimidir. Türkiye'nin uzun dönem vizyon ve stratejilerinin inandırıcılığını tesis etmeliyiz."

''Özel sektör olarak demokrasi ve laiklik ideallerinin taşıyıcısıyız''
"Biz özel sektör olarak kendimizi cumhuriyetin demokrasi, laiklik, çağdaşlık ve refah ideallerinin taşıyıcısı, toplumsal gelişmenin gönüllüsü olarak görüyor ve ilgili tüm süreçlerde aktif olmaya devam edeceğimizi bir kez daha beyan ediyoruz."
Türkiye'nin ideali tanımlıdır, boş kâğıt üzerine sıfırdan tanıma gerek yok
"Türkiye'nin toplumsal gelişme ideali, 'muasır medeniyet' olarak tarif edilmiştir. Bu pencereden bakınca, uzun vadeli büyüme stratejimizin, boş bir kâğıt üzerine sıfırdan tasarlanmasının gerekmediği, ortaya çıkıyor. Çünkü aslında, AB'ye tam üyelik hedefimiz, yukarıda tanımlamaya çalıştığımız toplumsal idealimizin yeni bir ifade biçimidir.
Türkiye açısından, uzun süredir uykuya yatmış bu süreci canlandırmak, 2008'in temel aksiyonlarından biri olmalıdır. İç kamuoyundaki heyecanı yeniden yükseltebilmek için siyasal liderliğin daha kararlı bir söylemle ortaya çıkmasını sağlamalıyız."
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1519
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Atatürk'ün Sözleri Türban Gerekçesinde 9 ay, 3 hafta önce Başarı: 10  
30.01.2008
Atatürk'ün Sözü, Türban Paketinin Gerekçesinde
AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan ve başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılması amacıyla Yüksek Öğretim Kanunu’nda değişiklik teklifinde, başın nasıl örtüneceği tarif ediliyor.
“Üniversitelerde uzun süreden beri devam eden ve bazı öğrencilerin kılık ve kıyafetlerinden dolayı öğrenim hakkından yoksun bırakılmasına neden olan uygulama, toplumsal barış, millet-devlet kaynaşmasını ve eğitimde fırsat eşitliğini olumsuz yönde etkilemektedir'' denilen gerekçede, şu ifadelere yer verildi:
“Üniversite düzeyinde eğitim gören kişilerin, kendi kılık ve kıyafetleri konusunda tercih yapabilmeleri, bireysellik, kimlik ve kişiliklerinin gelişmesi için kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üniversiteler evrensel bilgi ve bilimin hür bir ortamda üretildikleri, özgür ve özerk mekanlardır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği, ‘Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür’ nesiller, ancak kişilerin hiçbir gerekçeyle ayrıma tabi tutulmadığı ve eşit olarak yükseköğrenim hakkından yararlanıldığı özgür üniversitelerde yetişebilir."

Büyükanıt: Türban Konusunda Ne Düşündüğümüz Biliniyor
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt türban konusunda açıklamalarda bulundu ve "Gündemimizde olan bir türban konusu var. Medyada ve kamuoyunda "Asker ne düşünüyor ?" deniyor. Şunu ifade edeyim Türk toplumunun bütün katmanlarında askerin düşüncesini bilmeyen yok. Bir şey söylememiz malumu ilandan öteye gitmez" dedi.

TSK suç örgütü değildir
Büyükanıt, Ergenekon konusuyla ilgili olarak ise "Her toplumda yasadışı yollara çıkan insanlar olabilir. Bunların yaptıkları yargı önünde görüşülür ve yargı kararını verir, o da uygulanır. Benim burda söylemek istediğim bu konuyla ilgili başka bir şey var. Her fırsatta bu tür ortaya çıkan şeyleri TSK ile ilişkilendirme çabaları geçmişte de olmuştur şimdi de oluyor. TSK bir suç örgtü değildir. TSK bir hata yapar cezasını yargı önünde çeker. Bu ilişkilendirme beyhude bir çabadır bir suç varsa ceza da vardır bunu uygulayacak olan da yargıdır." dedi.

Makedonya ile ilişkiler
Büyükanıt, Makedonya'nın askeri alanda güçlenmesi gerektiğini belirterek, "Güçlü bir silahlı kuvvetler sadece savaş yapmak için yok. Caydırıcı bir silahlı kuvvetler aynı zamanda barışın da teminatıdır. Sorunlu çoğrafyadaki ülkeler güçlü silahlı kuvvetlere sahip olmak zorundadır" diye konuştu.
Büyükanıt ayrıca, Makedonya'nın NATO üyeliğine destek verdiklerini, iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin son derece iyi bir seviyede olduğunu söyledi.
Büyükanıt Kosova ile ilgili sorunun ise en kısa zamanda barışçıl yollarla çözülmesini umut ettiğini sözlerine ekledi.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1737
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Kosova Bağımsızlığını İlan Etti 9 ay önce Başarı: 10  
19.02.2008

Kosova Parlamentosu Sırbistan'dan Bağımsızlığını İlan Etti.
Özel gündemle TSİ 16.00'da olağanüstü toplanan parlamento oturumu, Parlamento Başkanı Yakup Krasniçi'nin konuşmasıyla başladı.
Toplantıda Başbakan Haşim Taçi, yaptığı konuşmadan sonra bağımsızlık bildirgesini okudu.
Taçi, "Halkımızın liderleri olarak bu bildirgeyle Kosova'yı bağımsız ve egemen bir devlet ilan ediyoruz" dedi.
Başbakan, bu bildirgenin halkın arzusunu yansıttığını ifade etti.
Parlamentoda yapılan oylamada, bağımsızlık ilanı oy birliğiyle kabul edildi ve liderler tarafından bildirge imzalandı.
Sırbistan ve Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç'e karşı 1999'da yapılan NATO'nun tarihindeki tek savaş sonunda Kosova NATO ve BM himayesine geçti.
Kosova NATO ve BM'nin himayesine geçmesine rağmen Sırbistan'ın bir parçası olarak kalmaya devam etti.
Bölgenin statüsüyle ilgili görüşmeler BM'nin öncülüğünde 2006 Şubat ayında başladı.
Bu arada, Sırbistan'da yapılan referandumda da Kosova'nın Sırbistan'ın bölünmez bir parçası olduğu ilan edildi.
BM'nin Kosova temsilcisi Martti Ahtisaari, 26 Ocak 2007'de, Kosova'ya gözetim altında bağımsızlık verilmesini öngören planını açıkladı. Rusya ise Ahtisaari'nin teklifini 2007 Nisanında yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısında reddetti.
ABD Başkanı George Bush, haziranda Kosova'nın daha fazla gecikmeden bağımsız olması gerektiğini söyledi.
Kosova geçen Temmuzda, BM'nin yürüttüğü Kosova sürecinin başarısız olduğunu belirterek, yıl sonuna kadar bağımsızlığın ilan edilmesi çağrısında bulundu.
Başbakan Taçi de bu gelişmelerden sonra Kosova'nın bağımsızlığının bugün ilan edileceğini açıkladı.

BÖLGE 500 YIL OSMANLI YÖNETİMİNDE KALDI
Osmanlı İmparatorluğu'nca 1375 yılında fethedilen Kosova'ya yerleşen Türkler, 1877-78 harbinden sonra Osmanlı'nın etkinliğinin azalmasıyla azınlık durumuna düşmeye başladı. Balkan savaşları sonucu (1912-1913) elden çıkan bölgedeki Türkler, krallık (1918) ve komünist Yugoslavya (1945) döneminde üç büyük göç ve katliama uğradı. 1930 yıllarında kamulaştırma reformu altında Türklerin elinden araziler zorla alınarak Sırplara verildi ve Türkler göçe zorlandı. İkincisi ise 1956-60 yılları arasında Türklerden silah toplama kampanyası adı altında büyük eziyet başladı ve bunun sonucu olarak ikinci kez göç yaşandı.
Sırpların bu iki baskısından sonra, 1968-1990 yılları arasında da Türkler, Arnavutların asimilasyon politikasına maruz kaldı. Bütün bunlara rağmen Kosova'da kalan resmi istatistiklere göre 12 bin, gerçekte 20-25 bin Türk, oradaki Türk kültürünü yaşatmayı başardı.
Bir söylenceye göre, 1. Kosova Savaşı (1389) sonrasında savaşta ölen Türk askerlerin kanının bir göl gibi toplanması sonucunda, Ay ve Yıldız'ın bu göl üzerinde yansımasıyla oluştuğu kabul ediliyor.
Tarih kitaplarına göre Osmanlılar, 1389'da Sırplara ve Avrupalı müttefiklerine karşı kazandıkları meşhur Kosova savaşından sonra bölgeye tamamıyla hakim oldu ve Kosova vilayeti 1877 yılında teşkil edildi. Halil Rıfat Paşa bölgenin ilk valisi tayin edildi.
Vilayetin merkez sancağı 1879-1893 tarihleri arasında Priştine, 1893 tarihinde itibaren ise Üsküp şehri oldu. Kosova Vilayeti'nin nüfusu 1893 tarihi itibariyle 847 bin 419'du. Bunun 507 bin 80'i Müslüman, 340 bin 339'ı Hristiyan'dı. Vilayet 1896 yılında 6 sancağa ayrıldı. Bunlar; Üsküp (Merkez) Priştine, Prizren, İpek, Yenipazar ve Taşlıca sancaklarıydı. Vilayette Türk, Arnavut, Boşnak gibi Müslüman unsurlar ve Bulgar, Makedon, Sırp, Rum, Ulah gibi Hristiyan birçok etnik unsur bir arada yaşadı.
Berlin konferansında (1878) Kosova'nın büyük bir kısmı Sırbistan ve Karadağ'a havale edildi. Bu karar, konferanstan önce başlamış olan etnik temizlik hareketini hızlandırdı. Nis, Leskovça ve Topluca gibi şehirlerin nüfusu Türkiye'ye göç etmeye zorlandı. 22 Mart 1913 yapılan Londra Sefirler Toplantısı sonucu Arnavutluk'un bağımsızlığı tanınırken Kosova, Sırbistan'a bağlandı.1919-1920 Versay Barış Konferansı ile Kosova'nın Sırbistan'a bağlanması meşrulaştırıldı.

TİTO YUGOSLAVYASI'NDA KOSOVA
İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya'nın Almanya'ya teslim olması üzerine Tito tarafından kurulan meclisçe Yugoslavya 1945 yılında ilan edildi ve monarşi yıkıldı. Bu olaydan sonra Kosova, Yugoslavya'ya bağlı bir eyalet statüsüne geçti.
Kurulan yeni Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti'nde yönetimin uyguladığı baskı politikası sonucu yine Müslüman topluluğunun Türkiye'ye göçü devam etti.
Özellikle, Kosova Türklerinin göçü, Sırp yönetimin 1953 yılında silah toplama eylemi sırasında yoğunluk kazandı. O dönemde, Tito Yugoslavyası'nın ikinci adamı konumundaki Aleksandar Rankoviç'in altı cumhuriyet ve iki özerk bölgeden oluşan Yugoslavya'nın Müslüman toplumların yaşadıkları bölgeler olan Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Karadağ ve Sancak'ta baskıların artması nedeniyle, Türkiye'ye Türk, Boşnak ve Arnavutların göçü daha da hızlandı.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda kurulan Tito Yugoslavyası'nda da Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türklerin en yoğun yaşadıkları bölgelerde, Kosova ve Batı Makedonya'da (Kalkandelen, Gostivar, Debre) varlıkları kabul edilmedi. Türklerin yoğun ısrarı üzere dönemin Yugoslavya Komünist Partisi, 8 yıllık bir aradan sonra 1951 yılının ilkbaharında Kosova'da da Türklerin varlığını tanıma kararı aldı.
Türklerin resmen tanındığı 1951 yılı, Kosova Türkleri için bir dönüşüm yılı oldu. En önemli merkezlerde anaokullar, ilkokullar, Türk kültür-sanat dernekleri açıldı. Priştine Radyosu'nda Türkçe yayınlar başladı. Kosova'da ancak 300-400 kadar Türk var derken, 1953 yılında yapılan nüfus sayımında Türklerin sayısı 34 bin civarında belirlendi.
Yugoslavya Anayasası'nda değişiklikler yapılarak hazırlanan yeni 1974 Kosova Anayasası'na göre Kosova'da Arnavutça ve Sırpçanın yanı sıra Türklerin yaşadıkları yerlerde Türkçe de resmi dil oldu. Bu anayasal değişiklikler Kosova'nın Sırbistan kontrolünden kurtulması da demekti. 1975 yılında Priştine Üniversitesi kuruldu. Arnavutça ve Sırpça öğretimin yapıldığı üniversite Arnavutların yüksek öğrenimi için son derece önemliydi. Zamanla, eğitimli genç Arnavutlar yavaş yavaş yönetimi ele geçiriyordu.
Slobodan Miloseviç yönetimindeki Yugoslovya'da 1989 yılında, 1974 Federal Anayasası'nın güvence altına aldığı Kosova'nin özerklik hakkini iptal etti. Özerkliği alınan Kosova sıradan bir Sırp belediyesine dönüştürüldü. 1990 yılında Yugoslavya'da çok partili düzene geçildi ve ilk seçimler yapıldı. Arnavutlar, seçimleri boykot ederek 2 Temmuz 1990 günü Kaçanik'te Kosova Cumhuriyeti, 7 Eylül 1990 günü de Kaçanik Anayasası'nı ilan ettiler. 1991'de yapılan referandumda halkın yüzde 99,87'si bağımsızlık için oy kullandı ve tek taraflı Kosova'nın bağımsızlığı ilan edildi.
Sırp rejiminin bütün baskılarına rağmen 1992'de Arnavutlar Kosova'da genel seçim düzenledi. Bunun neticesinde Kosova Cumhuriyeti parlamentosu oluştu ve İbrahim Rugova Kosova Cumhuriyeti'nin ilk başkanı seçildi. Kosova'nın bağımsızlığını Arnavutluk tanıdı, Bosna, Hırvatistan ve Slovenya destekledi.

KOSOVA KURTULUŞ ORDUSU
Aslında Arnavutların Slavlara karşı direnişi Osmanlıların Balkanlar'dan çıkışıyla birlikte basladı. Bu direniş Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında da devam etti.
Gerçek anlamıyla bir özerklik olmasa da komünizmin döneminde Arnavutlara verilen özerkliğin 1989'da Miloseviç rejimi tarafından geri alınmasıyla, Kosova halkına daha önce görülmedik siyasi baskı ve şiddet arttı ve buna direniş güçlendi.
Bütün bu baskılar sonucunda Arnavutlar Sırplara karşı askeri bir örgüt kurdu. 1993'te Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) tam bir gizlilik içinde kuruldu. UÇK ilk faaliyetini gazetelere verdiği sert açıklamalarla başlattı ve Sırp polis merkezlerine bombalı saldırılar düzenlemeye başladı.
Kosova'daki gerçek durumu gözetlemek amacıyla, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Gözetleme Misyonu 1998 yılında Kosova'da göreve başladı. Reçak'ta 15 Ocak 1999 tarihinde bir grup Arnavut sivilin Sırp güvenlik güçlerince katledilmesi, Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi tarafından soykırım olarak değelendirilerek, dünya kamuoyunun Miloşeviç rejimine son verilmesi, Kosova halkının kurtarılması yönünde ciddi adım atmasını sağladı.
Fransa'daki Rambouilet Konferansı'nda 5 Şubat 1999'da Sırp ve Arnavut heyetleri arasında anlaşma sağlanamaması sonucu, barışçıl yollar tükendi ve Miloşeviç rejimine karşı sıra askeri güç kullanılmasına geldi.
Bu arada, şiddet eylemleri arttı, Sırp güvenlik güçleri Arnavutlarla birlikte Türk ve Boşnakları da Kosova'dan sürmeye başladı ve yaklaşık 700 bin kişi Kosova'dan kovuldu. Uluslararası topluluğun Miloşeviç rejimiyle bir türlü anlaşma sağlayamaması sonucu, BM Güvenlik Konseyinin çıkardığı 1244 sayılı karara dayanarak 24 Mart 1999 günü NATO güçlerinin Sırbistan üzerine hava harekatı başladı. 78 günlük hava harekatının sonunda Kumanova'da imzalanan Askeri Teknik İşbirliği Anlaşması ile Sırp güvenlik güçleri Kosova'dan geri çekildi, 10 Haziran 1999 günü NATO güçleri Kosova'ya girdi. Çok kısa bir sure içinde, Kosovalıların büyük bir bölümü evlerine geri dönebildi.
Balkanlar'da Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk devletlerine sınırı olan Kosova, Haziran 1999'dan bu yana Birleşmiş Milletler tarafından yönetiliyor. İlk yerel seçimler 2000 yılında yapılırken, şimdiye kadar üç yerel ve parlamento seçimi yapıldı.
Son seçimleri eski UÇK komutanlarından Haşim Taçi'nin liderliğindeki Kosova Demokrasi Partisi (PDK) kazanarak, Kosova Demokratik Birliği (LDK) ve Kosova Demokratik Türk Partisi'nin de ortak olduğu koalisyon hükümeti kuruldu.
Başmüzakereci Marti Ahtisaari'nin yönetiminde tam bir yıl süren Belgrad ve Priştine arasında Kosova'nın nihai statüsüyle igili müzakerelerde uzlaşma sağlanamadı. Ahtisaari'nin Kosova'ya koşullu bağımsızlık öneren planı, BM Güvenlik Konseyinde Rusya tarafından veto edilince, Temas Grubu tarafında bir yıllık yeni bir müzakere dönemi başladı. Geçen yılın sonunda Temas Grubu da BM Güvenlik Konseyine taraflar arasında uzlaşma yönünde ilerleme sağlanamadığını bildirerek Ahtisaari'nin önerisine destek sundu.

Kosova, 17 Şubat 2008 günü bağımsızlığını ilan etmekle dünyanın en yeni bağımsız ülkesi sıfatını, yine Sırbistan'dan ayrılan Karadağ'dan almış oldu.
Bölgede, 2005 istatistiklerine göre, 2,1 milyonluk nüfusun yüzde 81,6'sı Arnavutlardan oluşuyor. Sırp nüfusunun oranı yüzde 9,9 olurken, kalan bölümü Türkler ve Boşnaklar gibi değişik etnik gruplardan meydana geliyor. Dini yapısına gelince, bölgedeki nüfusun yüzde 91'i Müslüman, yüzde 9'u Hristiyanlardan oluşuyor.
Kosova'da 2006 yılının sonunda çıkarılan resmi diller yasasında Arnavutça, Sırpça ve İngilizce resmi diller olarak kabul edildi. Türklerin zorlamasıyla geçen yıl içinde Priştine, Prizren, Mitroviça ve Gilan belediyeleri Türkçeyi resmi diller arasına aldı.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1765
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Türban Bugün Üniversitelerde 8 ay, 4 hafta önce Başarı: 10  
YÖK Başkanı: Türbanla alın
'Türban serbestisi' tartışması Çankaya'nın onayından sonra üniversitelerin kapılarına taşındı..
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, rektörlerin büyük bölümünün "YÖK kanunu değişmeden olmaz" diyerek türbanlı öğrencileri almayacaklarını açıklamasına rağmen dün rektörlere yazı göndererek, "başörtülüleri alın" dedi. Özcan, başörtülülerin üniversiteye alınması için, yeni bir yasaya ihtiyaç olmadığını ve bazı giysilerin giyilemeyeceğine dair inkılap kanununun yeterli olacağını belirtti. Özcan, türbanlı öğrencileri alıp almamanın yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin görev, yetki ve sorumluluğunda olduğunu da kaydetti. Özcan, görüşlerini şu teze dayandırdı: "Yürürlükte olan kanunlarda hangi kıyafetlerin toplumsal ortamda giyilemeyeceğine dair açık düzenlemeler yer almaktadır. 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun' bu konuda örnek olarak gösterilebilir. Bu bakımdan Anayasa'nın 10 ve 42. maddeleri hükümleri karşısında ancak kimliği teşhis edilemeyecek durumda olan kişilerin yükseköğretim kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir." Özcan, yazıyı "bilgi için" İçişleri Bakanlığı ve valiliklere de gönderdi. Özcan, "Muhtemel provokasyonlar karşısında gerekli önleyici kolluk tedbirlerinin alınmasını sağlamak amacıyla valiliklerle koordinasyonun sağlanması gerekmektedir" dedi. Üniversitelerde yaşanabilecek gerilime karşı polis ve jandarma bütün gün alarmda olacak.

TERSİNE YORUM
Anayasa Mahkemesi, 1989'da üniversitelerde türban serbestisi getiren düzenlemeyi iptal ederken Özcan'ın örnek gösterdiği "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile ilgili farklı bir yorum yapmıştı. Gerekçede "Bu yasa yürürlükteyken, dinsel inanç gereği örtüyü getiren dava konusu madde, açık biçimde, laiklik ilkesini güçlendirip koruyan kurallarla çatışmaktadır" denmişti.

100 Araçlık Konvoy Yurda Döndü
Kuzey Irak'taki kara harekâtına katılan bir askeri birlik dün akşam saatlerinde sınırın sıfır noktasında bulunan Hakkâri'nin Çukurca ilçesine bağlı Üzümlü köyünden yurda giriş yaptı. Tamamı kar elbiseli askerleri taşıyan 100 araçlık konvoy, saat 19.00 sıralarında Üzümlü'den Çukurca ilçesindeki 3. Sınır Jandarma Taktik Alay Komutanlığı'na geldi. Konvoya frekans karıştırıcı 'jammer'li araçlar eşlik etti. Askerlerin morallerinin oldukça yüksek olduğu gözlendi. Birliğin dönüşü sırasında 3. Sınır Jandarma Taktik Alay Komutanlığı'nda yoğun bir helikopter trafiği yaşandığı gözlendi.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1784
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Türkiye Bu Görüntüleri Konuşuyor 8 ay, 3 hafta önce Başarı: 10  
29.02.2008

Youtube'daki Görüntü
Youtube'daki bu görüntü Mehmetçiğin bir mağaraya düzenlediği baskın... İlginç olan görüntülerin nasıl Youtube düştüğü...
Mehmetçiğin, bir PKK mağarasına yaptığı baskın Youtube'da yer aldı. Bu görüntülerin Youtube sitesine nasıl geldiği ise merak konusu... PKK mağarasını basan Mehmetçik, teröristlere "teslim olun" çağrısı yapıyor...
Ancak görüntülerin geçen seneye ait olduğu söyleniyor...




Siyahilere İdrarlı Çorba İçirdiler

Güney Afrika'yı onlarca yıl acılar içinde yaşamak zorunda bırakan ırkçılık yeniden mi hortluyor?.
17 yıl önce "apartheid" adlı ırkçılığa dayalı bir sistemle yönetilen Güney Afrika'da, siyahi üniversite çalışanlarının üzerine işenen yemekleri yemeye zorlandığının ortaya çıkması ülkeyi ayağa kaldırdı.
Binlerce insanın sokaklara dökülmesine neden olan görüntülerin, beyazların çoğunlukta olduğu Free State Üniversitesi'nde çekildiği kaydedildi.
Dört beyaz erkek üniversite öğrencisinin, üniversite yurtlarında beyaz ve siyahi öğrencilerin birleştirilmesi planlarını protesto etmek için çektiği görüntülerde, ilk olarak gençlerden biri köpek maması içine sarımsak koyuyor.
Ardından da bir çorba içine tuvaletini yapıyor. Bir yurtta tuttukları biri erkek beş hademe bunları yemeye zorlanırken aralarından birinin kustuğu görülüyor. Video, "İşte buna entegrasyon" denir sözleriyle son buluyor.
Görüntüleri protesto eden yüzlerce kişi üniversite kampusunda yürüyüş düzenledi. Öğrencilerin gözaltına alındığını kaydeden üniversite rektörü, "Olaylardan dolayı çok üzgünüm" dedi.


Fransa'da Ötenazi Tartışması

Fransa, 52 yaşındaki emekli öğretmen Chantal Sebire'nin dramını konuşuyor. Çok nadir görülen "esthesioneuroblastoma" ( ENB ) isimli hastalığa yakalanan Sebire, cumhurbaşkanı Sarkozy ile görüşerek ötanazi yapmasına izin verilmesini istedi.
"Bir hayvan bile benim yaşadıklarımı yaşamamalı" diye konuşan Chantal, 2000 yılında hastalık sebebiyle tat ve koku alma duyusunu kaybetmiş. Tümör daha sonra yüzüne yayılarak gözlerine kadar ulaşmış.
Geçtiğimiz ekim ayında görme yetisini de kaybeden Sebire'nin 3 çocuğu bulunuyor. Ötanazi Fransa'da da çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi yasal değil. ENB hastalığına geçtiğimiz 20 sene içinde, dünya çapında sadece 200 kişide rastlanmış. Şimdi Sarkozy'nin emekli öğretmen için bir istisna yapıp yapmayacağı tartışılıyor..
 
Bağlı Bağlı  
 
Son Düzenleme: 29/02/2008 11:05 Düzenleyen: Sebla_aaa.
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1828
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
PKK Cesetlerini Topluyor 8 ay, 3 hafta önce Başarı: 10  
04.03.2008

PKK Cesetlerini Topluyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak'a yaptığı sınır ötesi operasyonda öldürülen PKK'lı teröristlerin cesetleri ortaya çıkmaya başladı. PKK'nın internet siteleri ölen arkadaşlarının cesetlerini, propaganda amacıyla yayınlamaya başladı.
Mehmetçiğin bölgeden çekilmesinin ardından, kontrol amaçlı bölgeye gelen PKK militanları karşılaştıkları cesetleri de toplamaya başladılar. Teröristler, sınır ötesi operasyonda öldürülen arkadaşlarının cesetlerinin başında, üzerine kendi bayraklarını da örterek fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmediler. Daha sonra bu fotoğrafları kendi internet sitelerine koyarak propaganda amaçlı kullanmaya çalıştılar.
Bu fotoğrafların da yeraldığı PKK sitelerinde teröristlerin ölü sayısı çok çok düşük tutulurken, Mehmetçiğin ölü sayısı ise abartılı şekilde yeraldı. Bu durum, "PKK örgütteki çözülmeyi önlemek için yine yalan propagandasına sarıldı" şeklinde açıkılandı. PKK militanların bölgede yaptıkları araştırmalarda, sığınak ve mağaralarının da büyük oranda hasar olduğu, erzaklarının ise yok olduğunu gördükleri belirtildi.
Kuzey Irak''a yapılan 8 günlük operasyonda 126 mağara, 290 sığınak, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi, 6 eğitim tesisi, 23 lojistik tesis, 18 ulaştırma tesisi, 40 hafif silah mevzii ve 59 uçaksavar mevziinin tahrip edildiği açıklanmıştı.
Ayrıca operasyonlarda Zap'ta bulunduğu istihbaratı alınan 300 teröristten 240'ını öldürüldüğü açıklamışlardı.


Bahçeli: 'TSK'nın açıklamaları, PKK'ya itibar kazandırıyor'
Meclis'teki grup konuşmasında PKK'ya yönelik sınırötesi operasyonu değerlendiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TSK'nın açıklamalarındaki bazi ifadelerin PKK'ya itibar kazandırdığını söyledi
Grup konuşmasında hükümete sert eleştiriler yönelten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TSK'ya yönelik çok tartışılacak bir tespitte bulundu.
Yapılan hava ve kara harekatlarında TSK’nın kamuoyunu bilgilendirmek için yaptığı açıklamalara dikkat çeken Bahçeli, bu açıklamalarda PKK’ya itibar kazandıracak terim ve sıfatların kullanıldığını söyledi.
Bahçeli şöyle konuştu:
"TSK'nın Kuzey Irak'ta yaptığı harekatlar Genelkurmay Başkanlığı tarafından sürekli bilgilendirilmiş, kamuoyuna görüntü ve zahiyat bilgileri verilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından tahrip edilen hedefler hakkında ayrıntılı bilgi verildi. Bu açıklamalarda teröristleri uluslararası kamuoyunda gerilla sıfatına sokacak terimler kullanıldı. TSK açıklamasındaki bazı ifadeler PKK'ya itibar kazandırıyor. Muhabere ve lojistik tesisi gibi kavramlar kullanılması teröristleri savaşan taraf gibi gösterdi."
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1846
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Emekli Maaşlarında Düşme 8 ay, 2 hafta önce Başarı: 10  
07.03.2008

Yasa Çıkmadan Memur Olan Şanslı

Yeni sosyal güvenlik yasası emekli aylıklarında azalma, prim gününde artış gibi yönleriyle eleştirilirken yasadan önce devlet memurluğuna başlamış olanlar bu maddelerden etkilenmeyecek
TBMM'de Sosyal Güvenlik Reforumu'na ilişkin çalışmalar sürerken işçiden esnafa memurdan emekliye kadar pek çok kesim kazanılmış haklarını kaybetme endişesi yaşıyor. Çalışanların kafasında en çok soru işaretine neden olan konuların başında emelilik yer alıyor. Birçok sigortalı, aylıklarının düşmemesi için yasa yürürlüğe girmeden önce emekli olup olmaması gerektiğini merak ediyor.
Sosyal Güvenlik Reformu'na ilişkin merak edilen bazı sorular ve yanıtları şöyle:
Bir devlet okulunda müdür yardımcısı olarak çalışıyorum. Emekliliği hak etmiş durumdayım, ancak görevime devam etmek istiyorum. Yeni yasa yürürlüğe girdikten sonra emekliye ayrılırsam emekli aylığım düşer mi?
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nda değişiklik öngören tasarı, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 5510 sayılı yasadan farklı düzenlemeler içeriyor. Tasarıya göre, halen kamuda memur olarak çalışanlar reformun emekliliğe ilişkin düzenlemelerinden etkilenmeyecek. Buna göre, şu anda memuriyeti sürenler emekliliğe hak kazanmış olsun ya da olmasın reformun aylık bağlama oranlarının düşmesi, güncelleme katsayısında gelişmişlik payının azalması gibi aylıklarını azaltacak hükümlerinden etkilenmeyecek. Bu durumdaki sigortalıların tüm emeklilik işlemleri Emekli Sandığı Kanunu'na göre yapılacak. Ancak yasa yürürlüğe girdikten sonra memuriyete girenler yasanın getirdiği hükümlere tabi olacak.

Bağ-Kur'da 20 yılı olduranın hak kaybı yok
Bağ-Kur'a tabi olarak 20 yıl 2 aydır çalışıyorum. Emeklilik yaşımı doldurdum. Şimdi emekli olmam ile yasa yürürlüğe girdikten sonra olmam arasında emeklilik yaşı ve aylık miktarı açısından nasıl bir fark olacak?
- Yasa yürürlüğe girdikten sonra mevcut sigortalıların emeklilik yaşı, emekli olması için gereken prim ödeme gün sayısı değişmeyecek. Emekli aylıkları için ise ikili bir yapı uygulanmaya başlanacak. Sigortalıların yasa yürürlüğe girmeden önceki döneme ilişkin kazançları o güne kadar tabi oldukları mevzuata göre, yasa yürürlüğe girdikten sonraki döneme ilişkin çalışmaları ise yeni yasanın hükümlerine göre hesaplanacak. Bağ-Kur ve SSK'lılar çalıştıkları ilk 10 yıl için aylıklarının yüzde 3.5'ini, sonraki 15 yılı için yüzde 2'sini, bundan sonraki yıllar için ise yüzde 1.5'ini kazanıyor. Bu durumda 25 yıllık sigortalılık süresinde ortalama aylık bağlama oranı yüzde 2.6'ya denk geliyor. Reformla bu rakamın yüzde 2 olması öngörülüyor. 20 yıl çalışmış bir Bağ-Kur'lu mevcut mevzuata göre de bundan sonraki çalışma yıllarında aylığının yüzde 2'sini kazanabileceğinden reform bu kişileri olumsuz etkilemeyecek. Yani bu durumdaki sigortalıların emekliliklerini hak etmelerine karşın çalışmaya devam etmeleri aylıklarında düşüşe neden olmayacak.

SSK'lının prim günü aynı, emekli aylığı düşecek
SSK'ya tabi olarak 6 yıldır çalışıyorum. Yeni yasa ile benim durumumdaki sigortalıların prim ödeme gün sayısı artacak mı? Reform, emekli olduğumda alacağım aylığın düşmesine yol açacak mı?
- Reformun prim ödeme gün sayısını kademeli olarak 9 bine çıkarması mevcut sigortalıları etkilemeyecek. Mevcut işçilerde yaş ve sigortalılık süresi şartları sağlandığı takdirde emekli olmak için 7 bin prim ödeme gün sayısını doldurmak yeterli olacak. Emekli aylıkları yeni ve eski yasada geçen sigortalılık sürelerine göre hesaplanacağından, işe yeni girmiş olanlar reformun aylık bağlama oranlarını düşüren maddesinden daha çok etkilenecek. Yasa yürürlüğe girene kadar 6 yıldır çalışan bir SSK'lı bu dönem boyunca her yıl aylığının yüzde 3.5'ini kazanırken, yasa tabi olarak geçireceği yıllar için bu oran yüzde 2'ye inecek. Bu durum, emekli aylıklarının kişilerin sigortalılık sürelerine göre değişen oranlarda azalmasına yol açacak.

Memurlar da tedavide atkı payı ödeyecek
Emekli Sandığı'na bağlı olarak bir kamu kurumunda çalışıyorum. Şu anda ayaktan tedavi için katılım payı ödemiyorum. Ortez ve protez işlemleri için ise katılım payı oranı yüzde 10. Reformla artırılan katılım payı ücretlerinden memurlar etkilenecek mi?
- Reform yasası emeklilik yönünden şu anda çalışan memurları kapsam dışı bıraksa da sağlık hizmetleri yönünden tüm sigortalıları bağlıyor. Yasa yürürlüğe girdikten sonra memurlar da Genel Sağlık Sigortalı olacak. Buna göre memurlar artık ayaktan tedavide her bir işlem için 2 YTL katılım payı ödeyecek. Ortez-protez işlemleri için ödenecek katılım payı ise yüzde 20'ya kadar çıkabilecek.


İnternette PKK Virüsüne Dikkat
Bir süredir internette tehlikeli bir virüs dolaşıyor. PKK’nın Türkiye ve Avrupa ülkelerinde eğitim almaları için maddi destekte bulunan bir grup Kürt hackerın geliştirdiği bir virüs tüm bilgisayarları tehdit ediyor. Uzmanlar, 'Terörü lanetliyoruz. Herkesi Birlik olmaya çağırıyoruz' maili ve laneththeteror@hotmail.com adresine karşı uyarıyor.
İnternet sitelerinde ve msn adreslerine gönderilen maillerde, 'Tanıdığınız veya tanımadığınız birinden size', 'Terörü Lanetliyoruz. Herkesi Birlik Olmaya Çağırıyoruz' konulu bir mail gelirse sakın açmayın. Çünkü içinde bulunan .pps (Powerpoint) sunusu olan mailde dosya açıldığı zaman tamamen zararsız ve milliyetçi gibi görünen bir Powerpoint sunusu eşliğinde sözde terör karşıtı resimler ve yazılar çıkıyor. En sonun da ise, bunun PKK tarafından yapıldığını ve tamamen aldatmaca olduğunu içeren Türkiye karşıtı Kürdistan yanlısı bir resimle (bölünmüş Türkiye ve Kürdistan haritası) bütün sisteminizin çöktüğünü, bilgisayarınızdan bütün verilerin silindiğini söylüyor. Ve artık çok geç kaldınız bütün verileriniz siliniyor. Silinmeden önce de açıldığı ilk anda msn listenizdeki tüm arkadaşlarınıza maili yolluyor. Yine aynı şekilde msn listenize laneththeteror@hotmail.com eklenmek isterse sakın kabul etmeyin. Bu da yine aynı kişilerin kullandığı mail adresi ve eklediğiniz anda bütün adres defteriniz kürt hackerların eline geçiyor. Siz kabul etmeseniz de virüslü bir dosyayı bilgisayarınıza yolluyor uyarısı yapılıyor.


Yargıtay Gülen'in Beraatını Onadı
Yargıtay, Fethullah Gülen hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen beraat kararını onadı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyeti, Gülen hakkındaki onama kararını oy birliğiyle verdi.
Yargıgay kararında, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin yerinde görülmediği belirtildi.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara 2 No'lu DGM'nin Gülen'e 2003 yılında verdiği erteleme kararını kaldırarak, oybirliğiyle beraat kararı vermişti. Kararda, Gülen hakkındaki iddiaların 'sübut bulmadığı ve unsurları oluşmadığı' ifade edilmişti.
Daire üyeleri, geçtiğimiz günlerde yaptığı toplantıda, temyiz taleplerini görüştü. 9. Ceza Dairesi üyeleri, temyiz taleplerinin yerinde olmadığına karar vererek, Gülen'in beraat kararını oybirliğiyle onadı.
Gülen'in avukatları, 2006 Mart ayında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, müvekkilleri hakkındaki erteleme kararının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini talep etmişti.
Avukatları, Gülen'in faaliyetlerinin suç olmadığını ifade etmişti. 3713 sayılı kanunda yapılan değişikliği dikkate alan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara 2 No'lu DGM'nin 10 Mart 2003 tarihli 'kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi' kararını kaldırıp, beraat kararı vermişti.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1850
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Herkese Aynı Süre Askerlik 8 ay, 2 hafta önce Başarı: 10  
08.03.2008

Herkese Aynı Süre Askerlik
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, askerlik konusunda, 'Herkes için aynı süre olması düşünülüyor' dedi. Prof. Dr. Özcan, dün Yozgat'ta Bozok Üniversitesi'ne bağlı fakülte ve yüksek okulları ziyaret etti.
Meslek Yüksek Okulu'nda gazetecilere açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, şöyle konuştu:

'Geri çevirme yok'
'Gazetelerde yazılar çıkıyor. (YÖK Başkanı, Genelkurmay Başkanı'na gitti, geri çevrildi) filan. Hiçbir şey geri çevrilmedi. Genelkurmay Başkanlığı, askerlikle ilgili herkes için aynı süreyi düşünüyor. Ama, bunu yapmak için biraz zamana ihtiyaçları olduğunu söylediler.
Bu konuda sizlere detay veremem. Ama, bundan sonra lise mezunları 15 ay askerlik yapacak, üniversite mezunları 6 ay askerlik yapacak diye bir şey olmayacak. Herkes için aynı süre olması düşünülüyor.'
Üniversiteleri bir plan çerçevesinde ziyaret ettiğini kaydeden Prof. Dr. Özcan, bu ziyaretlerin amacının rektörlerle yüz yüze görüşüp sorunlarını ilk elden öğrenmek, fiziki yapıyı yerinde görüp neye ihtiyaçlarının bulunduğunu yerinde tespit etmek olduğunu ifade etti.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, açıklamalarının ardından Ankara'ya döndü.

Talabani: Kandili zapetetmeyi Amerikalılar bile yapamaz
Ankara'ya yaptığı ziyareti gazetecilere değerlendiren Talabani, Kürt yönetimiyle diyalog önerdi ve "Kandil'i Amerikalılar bile zaptedemez" dedi.

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Ankara'ya yaptığı iki günlük çalışma ziyaretini tamamladı ve ülkesine döndü. Talabani Ankara'ya "PKK ile mücadele" sözü verdi ancak bunda başarı için Kuzey Irak yönetimi ile de diyalog kurulmasını istedi.
Ankara ise hem askeri seçenekleri masada tutuyor, hem de son ziyaret çerçevesinde yeni bir Irak politikası belirlemeye çalışıyor.
Talabani'nin çalışma ziyaretinde ana gündem terör örgütü PKK ile mücadeleydi. Talabani hem kamelaralar önünde hem de kapalı toplantılarda, Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin PKK'ya, silah bırakma ya da bölgeyi terk etmesi için baskı yaptığı söyledi.
Celal Talabani PKK ile mücadele için kapsamlı bir çözüm gerektiğini söyledi. Bu konudaki önerisini bir grup Türk gazeteciye anlattı.

Talabani'ye göre şunlar yapılmalı:
-Türkiye'nin öncelikle Kuzey Irak'taki Kürt yönetimiyle diyalog başlatmalı
-Ankara-Washington-Bağdat arasındaki üçlü mekanizma işletilmeli.
Amerikalılar bile Kandil'e giremez
Bu şekilde PKK'nın çok sıkıntıya gireceğini söyleyen Talabani "Kandil Dağı'na girip zaptederek sona erdirmeyi Amerikalılar bile yapamaz" dedi.
Ankara şimdi askeri seçeği masada tutarak, politikasını şekillendiriyor. Kuzey Irak yönetimi ile temas kurulması gündemde.
Çankaya Köşkü'nde Talabani onuruna verilen yemeğe Barzani'nin partisi KDP'nin Dış İlişkiler Sorumlusu Safin Dizayi'nin de davet edilmesi, bunun işaretlerinden biri olarak yorumlandı.

Milli Eğitim Bakanı Çelik'e 'taciz' davası
Erzurum Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak, bir başka göreve atanmak üzere 10. kez görevinden alındı.
Milli Eğitim Müdürü Budak’ın avukatı Ali Altay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müvekkili Budak’ın bugün Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile bir başka göreve atanmak üzere görevinden alındığını belirterek,
Budak'ın en son 2006 yılının ağustos ayında görevinden alındığını, fakat mahkeme kararı ile tekrar Erzurum Milli Eğitim Müdürlüğü görevine döndüğünü hatırlattı.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında dün Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde mobbing davası (iş yerinde manevi taciz) açtıklarını anlatan Altay, "bu davanın açıldığı günden bir gün sonra müvekkilimin görevinden alınmasını yeni bir taciz işlemi olarak niteliyorum" diye konuştu.
Budak'ın görevine iadesi için tekrar yargıya gideceklerini kaydeden Altay, şunları söyledi:
"Müvekkilim, İl Valisi aracılığı ile daimi bir biçimde soruşturma açılmasına tabi tutulmuştur. Açılan soruşturmaların hiçbirinden sonuç alınamaması nedeniyle geriye iş yerinde manevi tacizin somut belgeleri
kalmıştır. En son 2006 yılının ağustos ayında görevinden alınan Budak'ın yargı kararıyla tekrar görevine döneceğine inanıyorum."
Milli Eğitim Bakanı Çelik hakkında açtıkları 3 tazminat davasını da kazandıklarını hatırlatan Altay, "Bakan Çelik hakkındaki bir tazminat davası da sürüyor. Ayrıca Vali ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine karşıda açtığımız tazminat davaları sürmekte. Budak'ın görevinden alınma işleminin tüm bu süreçten bağımsız olmadığını düşünüyorum" diye konuştu.

Genelkurmay'dan Geçici Güvenlik Bölgesi ilanı
Genelkurmay, geçici güvenlik bölgesi ilan edilen ve giriş yasağı getirilen bölgelere ait koordinatları duyurdu.
Genelkurmay başkanlığı, 11 Mart-11 Haziran 2008 tarihleri arasında Şırnak, Hakkari ve Siirt illerindeki bazı bölgelerin geçici güvenlik bölgesi olarak belirlendiğini duyurdu.
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgi notunda, geçici güvenlik bölgesi ilan edilen ve giriş yasağı getirilen bölgelere ait koordinatlar ile giriş yasağı tarihleri verildi. Yapılan yeni düzenleme ile operasyon bölgesinde güvenlik şeridi genişletildi.
 
Bağlı Bağlı  
 
Gel tezkere... Gel tezkere...
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1852
Koray (Yönetici)
Yönetici
Toplam Mesajı: 327
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Herkese Aynı Süre Askerlik 8 ay, 2 hafta önce Başarı: 9  
Herkese aynı süreli askerlik haberi hoşuma gitmedi.
 
Bağlı Bağlı  
 
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1857
Sebla_aaa (Yetkili)
Forum Görevlisi
Toplam Mesajı: 261
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Bu Reklamlar Çok Konuşulacak 8 ay, 2 hafta önce Başarı: 10  
09.03.2008

Cumhuriyet Gazetesi'nin Ekranlarda Dönmeye Başlayan Yeni Reklamları Yine Çok Konuşulacak
Cumhuriyet Gazetesi, genel seçim döneminde başlattığı ve tartışmalara neden olan 'Tehlike'nin farkında mısınız?' reklam kampanyasının ardından, ikinci büyük reklam kampanyasını başlattı. Dünya Kadınlar Günü'nde ekranlarda dönmeye başlayan yeni reklam filmleri de tartışmalara neden olacak cinsten. İşte o iki reklam...